![]()
![]()
Nietzsche Agladiginda...
Irvin Yalom'un, Nietzsche'nin
felsefesini, Nietzsche ve Dr. Breuer'i biraraya getirerek, karsilikli
soylesiler halinde sundugu unlu romanindan dikkatimi ceken bir iki
konuyu sizlerle paylasmak istedim.
Yunan mitolojisinde gecen
efsaneye gore, Zeus'un intikam amaciyla yeryuzune gonderdigi kutu
acildiktan sonra, icindeki tum kotulukleri dunyaya sacilir ama en dipte
sadece bir sey, icindeki diger kotuluklerin tersine bir iyilik
kalmistir ve o ise disari cikamadan kutu kapatilmistir. Bu kutu,
Pandora'nin Kutusu'dur ve icinde hapis kalan sey ise "umut"tur.
Nietzsche iste burada efsaneyi yeniden yorumlayarak bambaska bir bakis
acisi gelistirir. Kutudan yeryuzune ve insanliga savrulan kotulukler
insanogluna eziyet verir, iskence cektirir hep. Insan ise bu
iskencelerden kacmaya calisarak kutunun icinde kalmis, kendisine tek
"iyi sey" olarak inandirilmis umuda sarilir. Oysa o sey kisi icin en
buyuk kotuluktur. Cunku umut iskenceyi uzatir...
Insan surekli
olarak icinde bulundugu durumdan daha iyisini hayal eder, bambaska bir
hayatta mutlu olabilecegi yanilgisina kapilir. Falan iste olsaydim, su
kadar param olsaydi, baska bir ulkede baska bir ailede dogsaydim,
istedigim kisiyle beraber olabilseydim, egitimimi tamamlasaydim... iste
o zaman benden mutlusu olmazdi. Kaderimize karsi bir isyan,
memnuniyetsizlik... Onun icin daha iyinin umuduyla bekler dururuz.
Dr.
Breuer de bu kisilerden biridir ve inanilmaz bir mutsuzlugun pencesinde
kivranmaktadir. Evli ve baba oldugu halde bir hastasina hastalik
derecesinde asik olmus, esini sevmeyen, cocuklarini mutsuzlugunun
sebebi olarak goren, sahip oldugu kariyeri onemsemeyen... ve bunun
sonucu olarak hayal dunyasinda yasayan biri. Kitabin bir bolumunde
Breuer, Nietzsche tarafindan hipnoz edilir. O zamana dek hayal ettigi,
gerceklessin ya da keske boyle olsaydi diye umut ettigi hersey bir
senaryo esliginde Breuer'e yasatilir. Esi ve cocuklarini bir yanginda
kaybederek yepyeni istedigi sekilde kurabilecegi bir hayati yasamasi
icin firsat verilir. Zaman ilerledikce Dr. Breuer, eski yasamini,
cocuklarini, esinin sicak karsilamalarini, guler yuzunu, sahip
olduklarini, dostlarini... aramaya baslar. Yillarca hayalini kurup bu
yuzden eziyet cektigi hayati kuramamistir. Uyandiktan sonra sahip
olduklari uzerinde yogunlasacak ve mutlulugu kendi asli yasaminda
bulacaktir.
"Kaderini degistiremiyorsan onu sev!" der Nietzsche.
Bu koru korune bir kabullenis ve zoraki bir sevme degildir. Teslimiyet
hic degil. Aslinda mucadelenin ta kendisidir. Farkli hayatlar tasavvur
ederek mutlulugunu ertelemek yerine, gercek hayattan kacip hayal
dunyasina siginma korkakligi yerine hayatla cesurca yuzlesebilmenin
adidir kaderini sevmek. Yiginla olumsuzluk icerisinden kucuk
mutluluklari cikarabilmek ve bunlarin verdigi enerjiyle savasim
verebilmektir. Deger bilmek ve deger bicebilmektir. Kaderini, yani
yasadigi hayati sevmesini bilmeyenden deger bilmesi beklenemez. Deger
bilmeyen amacsizdir. Hayatta amacsizlik ise mutsuzlukla esanlamlidir.
Kaderini sevmek ne istedigini bilmektir ayni zamanda. Kendine guven ve
mutlulugu icinde bulundugun "an"da bul, gelecege erteleme...
"Hayat
sonsuz ama yasanabilecekler slnlrLldlr." Belki bilmem kac milyar yil
sonra burada yaptigimin aynisi ani anina tekrar yasanacak. Ve sorar
Nietzsche: Size yasami sonlu olan bir dunyada sonsuz bir omur
verilseydi kabul eder miydiniz? Dusunun, sonsuz defa ayni seylere
gulecek, aglayacak, duygulanacak, aci cekeceksiniz... Hayatinizin her
"an"ini sonsuz defa tekrar tekrar yasayacaksiniz. Ne dersiniz?
Ve en vurucu cumlelerinden filozofumuzun: "Guvende olmak tehlikelidir!.."
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı