restpektif

restpektif

Ben, ömrümce kendi içine kıvrılan adam; Başıboş bir dalgayım ki okyanusta Yokum, kendime kıvrılmasam...

Nietzsche Agladiginda...

28/10/2007

Nietzsche Agladiginda...

Irvin Yalom'un, Nietzsche'nin felsefesini, Nietzsche ve Dr. Breuer'i biraraya getirerek, karsilikli soylesiler halinde sundugu unlu romanindan dikkatimi ceken bir iki konuyu sizlerle paylasmak istedim.

Yunan mitolojisinde gecen efsaneye gore, Zeus'un intikam amaciyla yeryuzune gonderdigi kutu acildiktan sonra, icindeki tum kotulukleri dunyaya sacilir ama en dipte sadece bir sey, icindeki diger kotuluklerin tersine bir iyilik kalmistir ve o ise disari cikamadan kutu kapatilmistir. Bu kutu, Pandora'nin Kutusu'dur ve icinde hapis kalan sey ise "umut"tur. Nietzsche iste burada efsaneyi yeniden yorumlayarak bambaska bir bakis acisi gelistirir. Kutudan yeryuzune ve insanliga savrulan kotulukler insanogluna eziyet verir, iskence cektirir hep. Insan ise bu iskencelerden kacmaya calisarak kutunun icinde kalmis, kendisine tek "iyi sey" olarak inandirilmis umuda sarilir. Oysa o sey kisi icin en buyuk kotuluktur. Cunku umut iskenceyi uzatir...

Insan surekli olarak icinde bulundugu durumdan daha iyisini hayal eder, bambaska bir hayatta mutlu olabilecegi yanilgisina kapilir. Falan iste olsaydim, su kadar param olsaydi, baska bir ulkede baska bir ailede dogsaydim, istedigim kisiyle beraber olabilseydim, egitimimi tamamlasaydim... iste o zaman benden mutlusu olmazdi. Kaderimize karsi bir isyan, memnuniyetsizlik... Onun icin daha iyinin umuduyla bekler dururuz.

Dr. Breuer de bu kisilerden biridir ve inanilmaz bir mutsuzlugun pencesinde kivranmaktadir. Evli ve baba oldugu halde bir hastasina hastalik derecesinde asik olmus, esini sevmeyen, cocuklarini mutsuzlugunun sebebi olarak goren, sahip oldugu kariyeri onemsemeyen... ve bunun sonucu olarak hayal dunyasinda yasayan biri. Kitabin bir bolumunde Breuer, Nietzsche tarafindan hipnoz edilir. O zamana dek hayal ettigi, gerceklessin ya da keske boyle olsaydi diye umut ettigi hersey bir senaryo esliginde Breuer'e yasatilir. Esi ve cocuklarini bir yanginda kaybederek yepyeni istedigi sekilde kurabilecegi bir hayati yasamasi icin firsat verilir. Zaman ilerledikce Dr. Breuer, eski yasamini, cocuklarini, esinin sicak karsilamalarini, guler yuzunu, sahip olduklarini, dostlarini... aramaya baslar. Yillarca hayalini kurup bu yuzden eziyet cektigi hayati kuramamistir. Uyandiktan sonra sahip olduklari uzerinde yogunlasacak ve mutlulugu kendi asli yasaminda bulacaktir.

"Kaderini degistiremiyorsan onu sev!" der Nietzsche. Bu koru korune bir kabullenis ve zoraki bir sevme degildir. Teslimiyet hic degil. Aslinda mucadelenin ta kendisidir. Farkli hayatlar tasavvur ederek mutlulugunu ertelemek yerine, gercek hayattan kacip hayal dunyasina siginma korkakligi yerine hayatla cesurca yuzlesebilmenin adidir kaderini sevmek. Yiginla olumsuzluk icerisinden kucuk mutluluklari cikarabilmek ve bunlarin verdigi enerjiyle savasim verebilmektir. Deger bilmek ve deger bicebilmektir. Kaderini, yani yasadigi hayati sevmesini bilmeyenden deger bilmesi beklenemez. Deger bilmeyen amacsizdir. Hayatta amacsizlik ise mutsuzlukla esanlamlidir. Kaderini sevmek ne istedigini bilmektir ayni zamanda. Kendine guven ve mutlulugu icinde bulundugun "an"da bul, gelecege erteleme...

"Hayat sonsuz ama yasanabilecekler slnlrLldlr." Belki bilmem kac milyar yil sonra burada yaptigimin aynisi ani anina tekrar yasanacak. Ve sorar Nietzsche: Size yasami sonlu olan bir dunyada sonsuz bir omur verilseydi kabul eder miydiniz? Dusunun, sonsuz defa ayni seylere gulecek, aglayacak, duygulanacak, aci cekeceksiniz... Hayatinizin her "an"ini sonsuz defa tekrar tekrar yasayacaksiniz. Ne dersiniz?

Ve en vurucu cumlelerinden filozofumuzun: "Guvende olmak tehlikelidir!.."

Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı